©2019 sub by sub

Ece Cangüden

Yalnız felaketleri değil, getirdiklerini de severim*

*I love disaster and what comes after

 

“Bu aşırı estetize edilmiş boyutta anlam iddasının, gerçeklik iddasının kendisini silmesini seviyorum. İyi bir mimarlık yapıtının bu işi kendi başına yapabileceğini sanıyorum. Bu bir yas çalışması değil, bir kayboluş çalışması, ortaya çıkış kadar kayboluşa da hakim olmak”*

*Jean Baudrillard "Yaratıma ve Unutmaya Dair"

“Benim sözünü ettiğim kayboluş, başta gündeme getirdiğim değersizlik ya da hiçlik kavramını beraberinde getiren bir kayboluş; bir biçimin bir başka biçimde kaybolması, bir başkalaşma biçimi. Bu bir beliriş-kayboluş. Herkesin kaybolması gerektiği, her şeyin kendi kayboluşunu içerdiği bir zincirleme formlar dizisi”

*Jean Baudrillard "Kayboluşun Estetiği" 

 

Ece bir mimarlık ofisinde çalışırken, mimari projelerden arta kalan malzemelerle yaptığı çalışmalarda, malzemelerin arasında hareketin kendisini kontrol edemeyişi, tesadüfi hedefe teslim olan ve belirsizliğe giden keyifli bir yolculuktan bahsediyor; kozmik patlamalar, karadelikler, karanlık madde tahminleri ve evrene dair soyutlamalar, hep bir şekilde organik kıvrımların içinde dolaşırken bulduğumuz konulardan.

 

Daha önce ürettiği bu eskizlerde kullandığı mürekkep, çözücü madde ile bozulup, tamamen silinebiliyor. Yüzeyin boş olan ilk halini alabilmesi de mümkün.

Çözücü madde ile elindeki arşivi bozuma uğratarak, kısmen silinmiş ve bambaşka bir şekil almış olan desene yeniden bir alan kazandırarak, görüntülenebilen ve ortadan kayboluveren arasında görünmez bir alan yaratarak bir hafıza oyunu sunuyor.

 

15-25/10.2018

 

Ece Cangüden, 17-19 Ekim tarihleri arasında sub'da çalıştığı süreç boyunca silme yöntemiyle bir atölye çalışması öneriyor: Biçimi yitirme düşüncesi ile biçimi üretmek.

Katılımcılara ve ziyaretlere açık iki uçlu atölye çalışması boyunca Ece'nin çalışma sürecine dahil olunabildi.  Ardından 20 Ekim'de açılan sergi 25 Ekim'e dek görüldü. 

 

“….. Dosdoğru bunları seçip bozulmamış grid alanları tekrardan silmek üzerine kullanınca, daha da nüanslı biçimler belirmişti. Tipolojik açıdan gerçek bir varyantlar deniziydi söz konusu olan, buradan da anlaşılıyordu ki tipoloji ancak sınırlı bir kavrayış olabilirdi… Aslolan okyanusa ulaşmak olmalıydı. Deformasyonu bütünsel bir durum olarak kavramayı mümkün kılan bir deney oldu: 'Silinmiş evrenler' Çünkü deformasyon derece derece artan ve nihai bozulmaya evrilen çizgisel bir süreç olmaktan çok uzaktır. Silme kurucu bir biçimleşmeyle biçimsizleşmeyi aynı anda içeriyor. Silenle silinen arasındaki ilişki karşıtlığa değil, yaratıcı bir dönüşüme ve rastlantılar okyanusuna dönüşüyor.”