©2019 sub by sub

23 Nisan

'Müsamere' 

 

20 Nisan’da başlayan olan ilk konuk programı ile sub, Enes Alba ve Mertcan Mert'i ağırlarken, ikilinin çocukluk dönemine ait bir performans türü olarak ‘Müsamere’ kültürünü ele aldıkları bir video yerleştirmesini, Beril Evlimoğlu’nun alternatif bir özgeçmiş olarak işitsel/görsel bir CV denemesini ve performans öncesi HHG’nin ‘Özgeçmiş’ çağrısı kapsamında ürettiği ‘BU CV İKİ KİŞİLİKTİR’ isimli yerleştirmesini ve Delal Kazıcı’nın sosyolojik bir hafızanın yarattığı özgeçmişi görünür kılan ‘İsimsiz’ yerleştirmesi ile 23 Nisan günü 12:00’de kapılarını açtı.

Enes Alba, Mertcan Mert

Delal Kazıcı

‘İsimsiz’ 


Delal, Freud, “The Uncanny” (Tekinsiz) adlı makalesinde bastırılmış olanın, görünürlülük kazanılması istenmeyenin, içte muhafaza edilenin, geri dönüşünden ve bilinç yüzeyine çıkması üzerine kurguladığı İsimsiz adlı çalışmada, odanın merkezinde konumlanan iki salıncağa mekanda bir ses eşlik eder.

Ses enstalasyonu, sesin sosyolojisine dair bir çalışmadır. Tekinsiz göstergeleri; yineleyen sesler, mezar taşında A harfi yazımı, kürekle toprak atma, çekiçle mezar kazıma ve tıp alanında kullanılan kanal tedavisinde kanalın derinliğini ölçen bir makinenin (Apex Locator) sesi yer almaktadır.

HHG

“Mezuniyet, iş ilanları, başvurular, cvler, portfolyolar, işsizlik rutinleriyle süren düzenli sıkışıklıklar. Dünyaya geliyoruz, vaktimizi doldururken gidilecek okullar, alınacak ve verilecek dersler, gönülsüz-gönüllü stajlar, diplomalar ve sertifikalar, kazanılacak paralar, satın alınacak evler, arabalarla boğuşuyoruz. Sonra daha fazlasını başarmak, belki yalnızca başarmış görünmek üzere kısa, en az 1 en fazla 2 sayfalık bir geçmiş, yüksek motivasyonlu mektuplar:

Kimim?
Neleri başardım?
Neden bu iş için en iyisi benim?
Neden kimse hayatını bu işe benim kadar adayamaz?


“Önümüzdeki 10 yıl içinde bu ofis koltuğundan hiçbir yere kıpırdamayı düşünmüyorum.”


Koşuşturma içinde bir an durduk ve farkettik ki bu hayat döngüsü tek kalemde özetlenemez, hem CV ya da motivasyon mektubu hazırlarken hiçbir zaman tek başına olmuyoruz. Başvuru yaptığımız kurum tek bir kişiyle muhatap olduğunu varsaysa da o CV’lerin arkasında ne emekler olduğunu, ne telefonlar açıldığını, ne buluşmalar yapıldığını söylememek ayıp olur. Eksikliklerimizi, kaygı ve korkularımızı saklama ihtiyacı hissetmediğimiz en yakınlarımızdan yardım alıyoruz her seferinde. Kahve kokusu ve sigara dumanı arası “Burası böyle olmuş mu?” soruları ve “Ben kendimi nasıl anlatacağım ki!” yakınmalarına kendi söküğünü dikememiş terziler kontejanından birisi mutlaka desteğini sunuyor. Yeri geliyor redakte ediyor, yeri geliyor alıyor sazı eline bizim kendi kendimize fark edemediğimiz başarılarımızı yazıveriyor özgeçmişimize. “Sen bunu da yapmıştın, buraya da gitmiştin, bunu da yaz.” uyarıcı cümleleriyle akıl tutulması yaşayıp o ana kadar bunları CV’ye neden eklemediğimizi düşünüveriyoruz. Başvurular ve bekleyişler batağında benzer süreçleri beraber yaşayanlar olarak bu defa parıltı eklemeden kırgınlığımızı, sevincimizi, yorgunluğumuzu, mavi ekran veren hallerimizi, diploma notu, SGK kaydı ve emeklilik günümüzden fazlası olduğumuzu sunduğumuz

BU CV İKİ KİŞİLİKTİR. “

HHG’nin web çalışmasına buradan ulaşabilirsiniz.