©sub by İlayda Tunca. Easily created with Wix.com

15.07

Prova

'Boyama Üzerine'

2017-2018

İlayda Tunca, Selver Yıldırım

'Boyama Üzerine' iki sanatçının Şantiye'de beraber çalışma pratiğini deneyimledikleri ilk hadisedir.

2017 Temmuz'unda Selver Çanakkale'ye geldiğinde İlayda ile ilk kez tanıştılar. Bu süreç, dönemsel olarak Selver'in Çanakkale'ye gelişleri ile tüm günü kapsayan ve yedikleri şeylerden, uyku döngüsüne kadar aynılaşan bir duruma evrildi.

İlayda, Selver'in üretim sürecini yazınlar üzerinden ele alırken, RJNR projesi öncesi, sub'ın kapılarını ilk kez açtığı 'Prova' sergisiyle ikili, bu süreçteki üretimlerini paylaştılar.

*Kıvılcım Güngörün ve Serdar MJK'ya destekleri için teşekkür ederiz.

J. Derrida

Önemsizin Arkeolojisi

 

Önemsizlik simgelerle tatmin olmaktan ibarettir. Göstergeyle ya da daha çok artık göstermeyen, bir gösteren olmayan gösterenle başlar. Boş, hükümsüz, kırılgan, yararsız gösteren.

 

İşleyen tersçevirim…

 

Grafik hadiselerin bir parça kağıdın, tuvalin varolmasına, ifade etmesine, haz vermesine olanak tanıyan şeyler olduğu söylenebilir.

 

Lekeleme. Bu sanki gerçekten istemeden kendilerini silmek istiyormuş gibi darbeleri örten, boyayla ya da kalemle, hatta çoğu kez belirlenemeyen bir malzemeyle yapılmış işaretlere, bu darbelerin kendilerini örten tabakanın altında belli belirsiz kaldıklarından dolayı verilen bir isimdir. Bu ince bir diyalektiktir: sanatçı tuvalin bir parçasını “becerememiş” ve onu silmek istemiş aldatmacasında bulunur. Ancak silerken de beceriksizlik yapar ve birbiriyle üst üste getirilen bu iki başarısızlık, bir tür palimpsest üretir: bunlar tuvale, parlak bulutların bozmadan birbirinin önünden geçtiği bir gökyüzü derinliği sağlar.

 

Dil dehayı desteklese de, onu olanaklı kılsa da deha, orjinal olmak için “mevcut” kullanımdan saparak dile eklenir. Derrida’ya göre bu sapma, “önemsizin arkeolojisini” oluşturur.  Derrida Condillac’tan alıntılayarak şu açıklamada bulunur:

 

Böylece orjinal olmak için yüzyıl önce gelişimine yardım etmiş olacağı bir dilin tahrip edilmesine katkıda bulunmak zorunda kalır.  Bu tür yazarlar eleştirilseler de, yine de üstün yeteneklerinin başarıya layık olması gerekir. Hatalarını tekrarlamadaki kolaylık, vasat yetenekleri olan insanları, kendilerinin aynı saygınlık mertebesini elde etmeleri gerektiğine kısa zamanda ikna eder. İnce ve kinayeli fikirlerin, zorlama antitezlerin, aldatıcı paradoksların, önemsiz kıvırmaların, abes ifadelerin, yeni moda sözcüklerin ve kısacası anlama yetileri kötü metafizikle baştan çıkarılan kişilerin jargonunun saltanatı o zaman başlar.

 

*İletişimi olanaklı kılan önemsiz boşluğu üretecek kadar*

J. Baudrillard

Sanat Komplosu

 

Buna karşılık göz aldatması, gerçek nesnelerin bir boyutunu eksilterek, onlara büyülü bir mevcudiyet kazandırır ve şaşmaz kesinlikleri içinde, düşle, eksiksiz gerçekdışılıkla yeniden buluşturur. Göz aldatması, gerçek nesnenin içkin formu içindeki esrikliğidir— hilenin tinsel cazibesini, duyuların aldatılmasını, resmin biçimsel cazibesine ekler. Çünkü yücelik yetmez, incelik ve kurnazlık da gerekir — gerçeği harfiyen ele alınırken saptırmanın inceliği ve kurnazlığı. Modernitenin unuttuğumuz dersi budur: Eksiltmek gücü getirir, güç yokluktan doğar. Bizse yığmaktan, eklemekten, artırmaktan vazgeçemiyoruz. Artık yokluğa simgesel olarak hakim olma ustalığıyla yüzleşmekten aciz olduğumuz için, bunun tam tersi olan yanılsamaya saplanıp kalmış durumdayız. Bolluğu büyüsü kaçmış yanılsaması, ekranları ve perdeleri çoğaltmaktan ibaret modern yanılsama.

 

Belki de bizler, kendi kendimize sanat komedisini oynamaktan başka birşey yapmıyoruzdur — Neyse ki bu gerçek olamayacak kadar aşikar. — Şeffaflık gerçek olamayacak kadar güzel. — Her şey, gerçek olamayacak kadar aşikarsa, belki de yanılsamanın hala bir şansı vardır.